BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN SÜLEYMAN

BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN SÜLEYMAN

Babalar kızlarına verdiği sözü tutar.

BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN SÜLEYMAN
2024-06-13 10:20:15

Düğünlerin vaz geçilmez halay başıydı Süleyman. Öyle bir halay çekerdi ki izleyenin dili damağına yapışır neredeyse ağzı açık izlerdi. Sorana Atadan kalma derdi Babamda iyi halay çekerdi.

Karısı Emineyi bir köy düğününde halay çekerken beğenmişti. Daha doğrusu Emine onu halayda izlemiş, gözlerini ondan alamamış, bunu fark eden Süleymanda kısa süre sonra anne ve babasını aynı köyden Eminenin evine gönderip istetmişti.

Dillere destan bir köy düğünü yaptı Süleymanının babası. Üstelik Süleyman ile babasının yan yana ilk halayı da bu düğünde olmuştu. Aradan yıllar geçti herkes bu halayı konuştu Üstüne aynısı gelmedi. dedi.

Babasının ölümüyle köyü terk edip Ankaraya göçmesi aynı yıl oldu Süleymanın. Annesi Fadime büyük ağabeyinde kalıyor, yaz aylarında köye geldiğinde hem kardeşlerini hem de anasını doya doya görüyordu.

Ankaraya gelmeden babasının mezarını ziyarete gitti Süleyman, ondan helallik aldı. Göz yaşlarını toprağın üzerine akıttı Senden sonra hiçbir düğünde halaya durmadım baba. dedi Tövbe ettim. Olurda kızım olursa bir tek onun düğünün halay çekeceğim.

Onun da matemi böyleydi. Çok severdi babasını. Kardeşlerinin içinde ona en çok benzeyende oydu.

Sıvacıydı Süleyman. İnşaatlarda çalışırdı. İki kızı oldu. Büyüğüne Firdevs küçüğüne Feride ismini koydu. Okuttu Firdevsi. Ele güne muhtaç etmedi. Giymedi giydirdi yemedi yedirdi. Sıvacı parasıyla en iyi dershanelere gönderip öğretmen etti.

Firdevsin tayini Muş Vartoda bir ilkokula çıktı. Dördü birlikte gitti Varto'ya. Karısı Emine'yle birlikte bir ay yanında kaldılar kızının. O zamanlar küçük kızları Feride henüz okula başlamamıştı. Bu yüzden aceleleri yoktu. Bir süre sonra baktılar ki Firdevsin yeri rahat, arkadaşları iyi, çevre ve öğretmenler birbirine saygılı ve birbirine yardımcı oluyor bir ay sonra kızını alnından öpüp geri döndüler Ankaraya.

Üç yıl boyunca yaz tatilinde Firdevs geldi Ankaraya. Gelmediği aylar düzenli olarak para gönderirdi babasına. Okul döneminde hemen her gün telefonla görüşürlerdi. Üçüncü yılın sonu yine Firdevs aradı Baba, bu sıralar işim çok. Müfettiş gelecekmiş. Bu yüzden sık sık arayamam merak etmeyesin dedi. Anlayışla karşıladı Süleyman Tamam dedi İyi ol yeter. Gerisi önemli değil.

Önce haftada bir aramaya başladı Firdevs, sonra iki haftada bir. Gittikçe seyrekleşiyordu araması. Konuştuklarında Ben iyiyim baba diyordu Sakın merak etme. Geleyim falan da deme. İşlerimiz yoğun o kadar.

Üçüncü aydı Süleymanı Kaymakam aradı. Firdevsten bahsetti, onu methetti. Firdevsin çok çalışkan ve başarılı bir öğretmen olduğunu, öğrencilere dersi, Varto'lulara sevmeyi öğrettiğini ve bu yüzden kızına plaket verileceğini, mümkünse ilçeye gelmesini söyledi.

Çok sevindi Süleyman. Karısına bile ne diyeceğini bilemedi. Kaymakam bileti ayarlamış ertesi gün yola çıkmaları için istenilen saatte terminalde olmalarını söylemişti.

Varto'da başta Kaymakam olmak üzere kalabalık bir topluluk karşıladı Süleyman ve ailesini. Kaymakamın makam aracına binip doğruca Devlet hastanesine gittiler. Hastaneyi görünce ateş düştü Süleymanın içine, kapıdan içeri girer girmez dizine vurdu Eyvah dedi Eyvah. Firdevsim. Kınalı kekliğim.

Kaymakam ve ilçe milli eğitim müdürü çok ilgilenmiş Firdevsle. Doktor, hastane her ne gerekiyorsa götürmedikleri yer kalmamış. Ama yemin ettirmiş Firdevs Sakın demiş Babama bir şey söylemeyin. Öleceksem burada öleyim.

Kansermiş Firdevs. Üç ay içinde vücudunu yiyip bitirmiş. Arkadaşları çok yalvarmış ona babana haber edelim, annene haber edelim gelip görsünler diye. Ama yük olmak istememiş Firdevs. Öleceğini anlamış. İçine doğmuş Babam çok çekti. Bir yük daha çıkarmayayım. Beni hep iyi hatırlasın, iyi görsün gözünde. demiş.

O gün Vartoda kalmışlar. Ertesi gün Firdevsin cenazesiyle birlikte kaymakam dahil iki otobüs dolusu insan köye gitmişler. Mahşeri kalabalıkmış mezarlık. Duyan gelmiş. Duyan yanmış. Duyan dizine vurmuş Bu nasıl kader. diye.

Firdevsi tabuta koymadan önce annesi yummuş gözlerini. Alnından öpmüş. Sarmış sarmalayıp tabuta koymuşlar. Babası gelmiş başucuna. Son kez yüzünü açmış kızının. Alnından öpmüş, Koklamış. Kızım demiş Yavrum. Kekliğim. Hani düğünü de oynayacaktım.

Sonra tabutu köy meydanına getirmişler. Ahali toplanmış meydana. Köyün davul ve zurnacısı belirmiş çeşmenin başına. Yanık bir ses. Yanık bir hava. Kollarını açmış Süleyman. Başlamış tek başına halaya durmaya.

Yavruum diye bağırmış Süleyman. Kuşlar uçuşmuş, çeşmeler kurumuş, Süleyman'ın göğsüne bir hançer saplanmış.

Kuzuum" diye bağırmış Süleyman. "Firdevsim. Kınalı kekliğim. Söz vermiştim sana. Düğününde oynayacaktım kaderimde tabutunun başında oynamak varmış. Güle güle kızım. Gülegüle kınalı kekliğim."

Köylüler araya girecek olmuş. Kollarından tutacak olmuş.

Dinlememiş Süleyman. Tek başına halaya devam etmiş "Ben" demiş "Babayım. Kız babasıyım. Babalar kızına verdiği sözü tutar.

Bu Haber Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: T.C. kanunlarına uymayan, konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, inançlara saldıran, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Güvenlik Kodunuz 90348

Kullanıcı Adı

 
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİRx
UĞUR İBRAHİM ALTAY’DAN 15 TEMMUZ DAVETİ
UĞUR İBRAHİM ALTAY’DAN 15 TEMMUZ DAVETİ
EMEKLİLER KERVANINA OSMAN DURSUN’DA KATILDI
EMEKLİLER KERVANINA OSMAN DURSUN’DA KATILDI