​Az Gittik, Uz Gittik..

Dere tepe düz gittik. Çocukluğumuzda, hafızamızda kalan belki de en gizemli, hoş ve ihtiraslı sözcüklerdi.


​Az Gittik, Uz Gittik..

Az Gittik, Uz Gittik.. Dere tepe düz gittik. Çocukluğumuzda, hafızamızda kalan belki de en gizemli, hoş ve ihtiraslı sözcüklerdi. Elbette iki üç kelime değildi. Ard arda sıralandığında bazen anlatılan masaldan daha uzun olabiliyordu. Neticede, bizleri gizemli bir dünyaya götürmeye yetiyordu. O dünyada, hayallerimizle yaşamak bizlere sonsuz bir mutluluk veriyordu. Bu masallar ise gerçek dünyada kendine zaman kazanmak isteyen büyükler için anlatılırdı. Çünkü beynimizde bir uğraşımız olmasa onların dünyasına karışacağız ve bu onları rahatsız edecekti. Büyüdük; fakat yine masal dinliyoruz. Dinlemek istemesek bile, planlar yapılıyor ve uygulanıyor. Hiç kaçış yolu bırakılmıyor. O masalları kuzu kuzu dinleyeceğiz. Sonra yarı uykulu, gerçek dünyadan kopuk, hayaller diyarına yelken alacağız. Şimdi sizler uzun uzun tekerleme ile başlayan bir hikaye anlatmayacağım. Fakat saf köylü diyoruz ya, onlar ile ilgili bir derin konuyu hikayeleştireceğim. Bir varmış…..birde köy varmış. Bu köye baraj yapılmış. Devlet köylüden arazisini satın almış. Kaça mı? 2 kuruşa..Bir gün köye hikayeci dede gelmiş. Hikayelerine bir idi bin yalan katmış. Köylümüze 2 lirasını nasıl 12 lira yapacağını anlatmış. Bizim köylü hemen inanmış. Hikayeci dedemiz ilk bombayı patlatmış; Paranızı 12 lira yaparım ama 6 lirasını ben alırım. Köylüler biraz düşünmüş, taşınmış sonra kabul etmiş. Neden etmesin ki? 2 lira hiç olmazsa 3 e katlıyor. Hikayeci dede, ince ince düşünmüş, tatlı tatlı kaşınmış. Devlet dairelerinin altından girmiş üstünden çıkmış. Dün dündür, bugün bugündür demiş siyasette yapmış. Ününe ün katmış. Gel zaman git zaman tüm davaları kazanmış. Saf köylümün 2 lirasını 12 lira yapmış ama bir köy kadar zenginlemiş. Çünkü parayı köy ile yarı yarıya paylaşmış oldu. Bir köy kadar zengin olursunda, yalakan dalkavuğun eksik olmaz mı? Olur tabi ki. Hikayeci dede, her zaman anlatacak bir hikaye bulmuş. Bugün bu dalda otlanmış, ertesi gün diğer dalda. Dalkavukları da dalkavukluğu hiç mi hiç eksik etmemişler. Yıllar yılları kovalamış. Bu zaman dilinde hikayeci dede, bir saray yaptırmış. Saray da saray ama içi boş bir dedenin sesi doldurmamış. Hikayeci dede artık bu boş sarayda her gün gizli gizli partiler vermeye başlamış. Parti verilirde, huriler olmaz mı? Dalkavukları, nerde bir gariban huri görseler hemen hikayeci dedeye haber vermişler. Huri artık o günlük o sarayın kraliçesidir. Gariptir ya bunu herkes bilse de, hiç kimse ne anlatabilmiş nede yazabilmiş. Bu mu? Sadece duyduklarım